BÜYÜK SİNEKLİ HALKI DERTLİ

BÜYÜK SİNEKLİ HALKI DERTLİ

20.04.2013 10:41:46

Silivri’nin en çok okunan yerel gazetesi Hürhaber vatandaşın nabzını tutmaya devam ediyor. Gazetemizin İmtiyaz Sahibi İlhan Uygun’un önderliğinde yapılan köy ziyaretleri bu hafta Büyük ve Küçük Sinekli ile sürdü. Yerel ve genel sorunlarını anlatan vatandaşlar Büyük Sinekli’de İBB Başkanı Kadir Topbaş’a ait yapımı süren çiftlikten dert yandılar. Mandaların dışkılarının köye atılmasından rahatsız olan köy sakinleri, kendilerine çivi çakılmasına bile izin vermeyen belediyenin Topbaş’ın çiftliğine neden engel olamadığını sorguladı. Ayrıca minibüs seferlerinin de günde 2 defa yapılmasının yetersiz olduğunu söyleyen halk, "Bizi mahalleye dönüştürüp, hayvancılığı elimizden alacaklarsa o zaman para kazanabileceğimiz yeni yollar göstermeliler” şeklinde yetkililere sitem ettiler.
Küçük Sinekli halkı ise Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’dan verdiği Atatürk büstü sözünü tutmasını istedi.
İşte Büyük ve Küçük Sinekli halkının Hürhaber aracılığı ile duyurduğu beklenti ve istekleri:

"UCZ, BİZİ ÇOK ETKİLEMEDİ”
Şaziye Erdi: UCZ marketleri bizi çok etkilemedi, zaten müşterilerimiz belli. Köydeki insanlar genellikle geçimlerini çiftçilikten sağlıyorlar.

"MUHTAR PEK HİZMET ETMİYOR”
Sami Doğan: Bu köy iki sefer kuruldu. Birinde Sinekli Aşireti oturmuş burada, sonra Osmanlı gelince gitmişler. Bizim Sineklimiz güzel, Silivri’de oturamıyoruz, çok kalabalık, taştı artık. Muhtarımız da pek hizmet etmiyor. Eski muhtar daha iyiydi. Muhtar satıldı, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’ın mandaları var burada, hep pisliklerini köyün meralarına döktürüyor.

"MAHALLE OLUNCA BİR ŞEY DEĞİŞMEZ”
Barış Yücekal: 1979 doğumluyum, Büyük Sinekliliyim. Buranın mahalle olduğunda değişeceğini zannetmiyorum.

"CAHİLLİĞİMİZDEN KENDİMİZİ BATIRDIK”
Birol Onan: Benim bir sorunum var; cahilliğimizden kendimizi batırdık. Bir arkadaştan bir tane motosiklet aldık, tamire götürdük, tamircinin önünde de polisler bizi yakalayıp nüfus kağıdını aldılar. Plakası olmayan motorla bizi yakaladılar, o gün bu gündür hep ceza ödüyoruz. Motor şimdi Silivri’de kapalı otoparkta. Motordan vazgeçtim, kendimi kurtarmak istiyorum. Haybeye ceza yedim.

"İSKİ’DEN ŞİKAYETÇİYİM”
Kemal Uslu: Ben İSKİ’den şikayetçiyim. Ağzına kadar dolu olan lağım çukurunu çeksinler diye 1,5 ay önce bildirdik, şimdi taşmak üzere. Geçenlerde oğlum gitti Silivri’de müdürle görüştü sonra buraya gelip baktılar. Çekilecek dediler 1 hafta 10 gün geçti hala çekilecek.

"BEKLENTİM YOK”
Ali Özel: Otobüs şoförlüğünden emekliyim. Şimdi boştayım. Mahalle oldu diyorlar, ileride bir farkı olabilir elbette. Benim bir beklentim yok, ne beklentim olacak bu yaştan sonra.

"MUHTAR, MANDA GÜBRELERİNİ MERAYA PARAYLA DÖKTÜRÜYOR”
Sabri Doğan: Köyleri köy halinde bıraksalar daha iyi olur. Manda gübrelerini muhtar parayla meralara döktürüyor. Kadir Topbaş’ın belki bundan haberi yoktur ama böyle yapılıyor. Muhtarın, bir tane azanın ve aşağıda bir kişinin daha lağımları dereye akıyor. Bizim hayvanlarımız var, 4 tane ineğim ciğerlerinden hasta oldu çöpe çıkardım. Bir tane daha var şuanda. Bunu kaç sefer muhtara söyledim, hep kafa salladı. Ayrıca yol boylarına gübre döküyorlar, olur mu böyle şey?

"MEMLEKETTE HUKUK YOK”
Lütfü Satı: Ormanla ilgili çok problem var. Bu memlekette hukuk olsa her şey düzelir. Yok demek ki. Bir yanlışlık var düzeltmiyorlar, 10 senedir bize ceza geliyor.

"MUHTAR KENDİNCE ÇALIŞIYOR”
Yakup Ak: Muhtarla aramız iyi. Kendince çalışıyor.

"ÇİFTÇİLİKLE İLGİLİ ÖNLEM ALINSIN”
Kemal Özel: Bizim sorunumuz; çiftçilik işi bozuldu. Bunun düzeltilmesini ve bu yönde gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz. Pahalı olduğu için yem alamıyoruz. Bir kilo ilaç 65 lira, ayrıyeten başka ilaçlar da var.

"TOPBAŞ İMAR OLMAYAN YERE ÇİFTLİK YAPIYOR BİZ ÇİVİ ÇAKAMIYORUZ”
Kemal Yavuz Başaran: Emekliyim. 23 sene önce buradan yer aldım. Buranın havası çok güzel daha önce beyin kanaması sonucu felç geçirdim. Ama buranın havası ve av sporu sayesinde bugünkü sağlığıma kavuştum. Mahalleye dönüştürülmüş ama gelişmeler pek olumlu değil. Büyükşehirlerdeki daha önceki hataları hep aynı şekilde yine yaşıyoruz. Bakın; altyapı yapılmadan yine asfalt döşendi, şimdi devlet eliyle tekrar delik deşik ediliyor. Bundan sonra kanalizasyon gelecek. Aynı İstanbul’daki büyük hatalar burada da yapılıyor. Bulgaristan bunu 50 sene önce düşünmüş ama biz hala yerimizde sayıyoruz. Ne olursa olsun, akıl var, mantık var. Ayrıca buranın günde 2 kere minibüsü var, başka vasıta yok. Böyle saçma şey olur mu? Buradaki gelişme nasıl sağlanacak? Aslında bu durumda kalması benim hoşuma gider, doğa bozulmaz, ben buraya zaten kafa dinlemek için gelmişim.
Çok yakın bir süre içinde kum ocağı açıldı buraya, tamamen doğa katliamı. Ormanı katlettiler, kum ocağı yaptılar. Her şeyimizi kaybediyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş imar olmayan yere çiftlik yapıyor, bu nasıl oluyor, biz çivi çakamıyoruz. Hayvanlar her yeri pisletiyor, mandalar pis hayvanlar.
"İMARI BEKLİYORUM”
Hüseyin Altınsoy: Kıbrıs gazisiyim, okulun lojmanına sığınmış durumdayım, Kaymakam Bey’in oluruyla. Burada yerimiz var ama imar yok bir şey yapamıyoruz. Lojmanda sığıntı gibi oturuyoruz. Belediye Başkanı bize Nisan- Mayıs ayları için söz verdi ama yapılan bir şey yok. İmar bekliyorum.

"ULAŞIM OLMADIĞI SÜRECE KALKINMA OLMAZ”
Hüseyin Taşdelen: Esas sorunumuz bizim yol . Günde iki kez minibüs kalkıyor sadece. Bizi köylükten çıkartıp mahalle yapmaya çalışıyorlar yani hayvancılık falan bunların hiç birini yaptırmayacaklar. Peki bu insanlar parayı nereden kazanacak? Dikkat edin kahvede bir arkadaşın yanına diğeri oturmuyor. Neden? Para yok adamda. Bir başkasına çay ısmarlamamak için adam kalkıp kaçıyor. Buradaki insanlar zaten emekliler. O zaman buradan merkeze ulaşımı sağlayacaklar. Her saat başı buradan araba kalkacak ki bu insanlar gidip şehirde çalışıp paralarını kazanacaklar. Bu insanların elinden besiciliği hayvancılığı alacaksan, bu insanları sanayiye yönlendirmen lazım. Belediyenin gerçek anlamda bir ulaşım sağlaması lazım. Arkadaki bütün orman köylerinden saat başı halk otobüsü geçiyor. Ama gidip bakın oradaki köylerin hepsi kalkınmış durumda. Bizim köyümüz bir adım ileri gitmiyor. Küçük Sinekli, Büyük Sinekli, Bekirli, Kurfallı.. neden? Ulaşım yok. Ulaşım olmadığı sürece kalkınma olmaz.

"HAYVAN PİSLİĞİNİ KÖYE DÖKÜYORLAR”
Bilal Doğan: Burada çok büyük bir haksızlık var. Merkezde bir dünya inşaat yapılırken burada bir çivi çakılamıyor. Kamyona hayvanların pisliğini yüklemişler kapağı açıp köye döküyorlar. Bunu muhtara da söyledim. Büyükşehir Belediye Başkanının yeri diye kimse ses çıkaramıyor. O mandaların geçtiği yerde bir tane ot bulamazsınız. Muhtar köye faydalı olamıyor. Muhtarı niçin seçmişler? Köye faydalı olsun diye. Belediye Başkanı nasıl çalışıyorsa muhtarın da öyle çalışması gerekiyor. Muhtar istemezse Kaymakamlık da belediye de vermez. Köye girerken tabelamız bile görünmüyor. Nereye geldiğiniz görünmüyor.

"SİNEK İLAÇLAMASI YAPILMIYOR”
Salih Onbaşı: 10 yıldır burada yaşıyorum. Emekliyim. Köy her şeyiyle süper ama hizmet yok. Mesela benim sokağım en altta derin bir sokak. Sağından solundan çamur akıyor. Süper asfalt yapıldı bakım yok. Süpürülmüyor. Geçenlerde adam geldi zorla girdi. Diyor ki "Siz köylü olarak buranın çamurlarını kepçeyle temizletin, sonra biz girelim temizleyelim.” Bir de çok fazla sinek var köyümüzde. İl Sağlık Müdürlüğü gelip bunu kontrol etmeli. 80 baş hayvan köyün ortasında beslenir mi? Ben bunu şikayet etmiyorum, bunu İl Sağlık Müdürlüğü gelecek, görecek. Buraya sinek ilaçlaması geldiğinde korucudan imza alıyor. Dedik ‘Niye sinek ilacı atmadan imza alıyorsun?’, "Sinek ilacı kalmadı” dedi. O zaman görevi tamamladığına dair imzayı neden alıyorsun? İlaçlama yapılmıyor. Biz de diyoruz ki acaba bizim siyasi görüşümüzden dolayı mı buraya hizmet gelmiyor. Bu köy tam yaşanacak yer ama hizmet yok.

"ZOR GEÇİNİYORUZ BİR DE VERGİLERİ ÇIKARTIYORLAR”
Zihni Kaya: Bağ-Kur’dan emekliyim. Daha önce sağda solda şoförlük yapıyordum. Mahalle olacağımız zaman bize ‘2017 yılına kadar emlak vergisi ödemeyeceksiniz’ diyorlar. Ama gidiyoruz belediyeye bize böyle bir yazı gelmedi diyorlar. Belediyenin dağıttığı kitapçıkta bu yazıyor. Bir de su yollarını yapıyorlar, bunda da vatandaşa bir sürü külfet getiriyorlar. Mesela eskiden su saatleri evin her hangi bir yerindeydi, şimdi şart koşuyorlar; ‘Herkes yolun boyuna getirecek su saatini’ diye. Zaten köylü kıt kanaat geçiniyor bir de bunları çıkarıyorlar.

Esra TATAR

YORUM YAP