
CHP Silivri, 12 Nisan Cuma günü gerçekleştirdiği örgüt toplantısına İstanbul 3. Bölge Milletvekili Ali Özgündüz, Parti Meclisi Üyesi İbrahim Yener, Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Tülay Ateş ve Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar da katıldı. Gündemi çözüm süreci ve akil adamlar oluştururken, endişeler de dile getirildi.
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın ‘barış’ sürecine ilişkin tutumu; "Barışın kurucusu olan CHP’nin barışa karşı olması mümkün değil. Terör örgütünü bugün kendi iç kontrgerillasıyla, arkasında Hizbullah’ıyla kuran anlayış ‘barış’ getiremez. Barışı, barışı savunanlar getirecek o da CHP’ olacaktır” diyerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mantalitesini reddetti. Işıklar, laik yönetim anlayışını benimseyen CHP’nin dinsizlikle itham edilmesine karşı partililerini uyardı. "30 yıldır Ilımlı İslam rolü oynatarak, deli gömleği giydirilmek istenen ülkemizde tarikat veya başka anlayışların binlerce insanın kafasını gündemden koparıp bunların ‘arka bahçesi’ haline getirme uğraşlarına karşı uyanık olmalıyız. Biz dindarlara karşı değiliz ‘dinci’lere karşıyız” konuşmasıyla partililerden büyük alkış aldı.
"BİR BAŞBAKAN İKİ ERDOĞAN” TEPKİ ÇEKTİ
Toplantı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın farklı zaman dilimlerinde yaptığı konuşmalardaki çelişkileri gösteren video sunumuyla başladı. CHP Genel Merkezince hazırlanan 'Bir Başbakan iki Erdoğan' adlı görsel ile Erdoğan’ın iki farklı yüzü gösterildi. Davos Zirvesi’nde çıkışı, miting alanlarında ‘terör örgütüyle pazarlık yapmadık’ nidaları, Kürt sorunu, tek dil, bedelli askerlik konuları ve parti grup toplantılarındaki konuşmalarıyla tezatlık oluşturan ifadeleri CHP’lilerin tepkisine neden oldu.
TUĞLU: YANDAŞ MEDYANIN ‘AKİL ADAMLARI’
Açılış konuşmasını yapan CHP İlçe Başkanı Mümin Tuğlu: "Gündemimizi meşgul eden, her akşam özellikle yandaş kanallarda izlediğimiz, kendi akil adamlarınca yönlendirme yapılan çalışmaları da izliyorsunuz. Şu anda gündemde olan bir açılım var. Başbakan’ın kafasında ne varsa ne açılacaksa bunu bilmiyoruz. Biz elbette ki, kan dökülmesin istiyoruz. Başbakan bu konuyu ne bizimle ne diğer muhalefet partililerle tek bir kelime dahi paylaşmadı. Başbakan’ın bu açılımla, kendi başkanlık anlayışını daha da pekiştirmek için çalışma yaptığını biliyoruz. ‘Akil adamlar’ adıyla bir grup oluşturuldu. Akil adamlar nedense ‘akıllılardan’ değil de ‘yandaş medyadan’, ‘AKP’nin şakşakçılarından’ aralarına da halkın sevgisini kazanmış üç-beş sanatçıyı da katarak AKP kendine bir öncü kuvvet kurdu” diye konuştu.
ATEŞ: KEMALİZMDEN KÖKLERİNİ ALAN İLKELERİMİZİ HER YERDE SAVUNMALIYIZ
CHP İlçe Başkanı Mümin Tuğlu’dan sonra geçmiş dönem CHP Meclis Üyesi olan Milletvekili Adayı ve halen Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Tülay Ateş konuştu. Ateş, şunları söyledi: "Akil adamları eleştirirken, bir şeye dikkat etmemiz gerekiyor. Eleştirme özgürlüğü tamam ama sanki barışa karşıymış görüntüsü de vermekten kaçınmamız gerekiyor. Biz Kürt Sorunu’nda en iyi çözümleri öneren raporları çıkarmış bir partiyiz. Bu konuda birbirinden çok farklı düşünceleri savunan AKP’den çok daha fazla söyleyecek sözümüz var. Dolayısıyla CHP’lilerin sanki barışa karşıymış gibi algılama yaratılmasının önüne geçmeliyiz. Bu anlamda her birimizin Kemalizm’den köklerini alan ama sosyal demokrasinin evrensel ilkeleriyle süslenen; adalet, barış, özgürlük dayanışma ilkelerini her yerde savunan kişiler olmalıyız.”
IŞIKLAR: TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK ÜZERİMİZE GELEN TRENİN FARLARI
Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, çözüm sürecini sert sözlerle eleştirdi. Konuşmasında şunları kaydetti: "Barışı en çok isteyen biziz. Kimlik sorununu aşmış, ulus devleti kurmuş, insanı merkezine koyan bir anlayışın temsilcisiyiz. Karanlıklar içine iten bir anlayışın, bölerek, parçalayarak ‘Lozan bitti’ deyip ‘Sevr’i’ gündeme getiren bir anlayışla beraber değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tünelin ucunda görünen ışık, üzerimize gelen trenin farları aslında. Bir barış söz konusu olsaydı eğer bugün çok daha sağlıklı, insani, ekonomik, kimlik sorununu çözecek temeller atılarak gelinmeliydi. Bu kadar sene avazı çıktığı kadar bağıran CHP’ydi.
"BARIŞIN KURUCUSU CHP; KARŞI OLMAMIZ SÖZ KONUSU DEĞİL”
Birikmiş bir sorunu tek bir harekette çözmek mümkün değil. Arkasından çok daha büyüğü gelecek. Yangına benzin dökmek gibi bir şey olacak, biz bundan korkuyoruz. Barışın kurucusu olan CHP’nin barışa karşı olması mümkün değil. Bugüne kadar yapılmayıp, yok sayılanlar, terör örgütünü bugün kendi iç kontrgerillasıyla, arkasında Hizbullah’ıyla kuran anlayış ‘barış’ getiremez. Barışı, barışı savunanlar getirecek o da CHP. Emeği, eşitliği, adaleti, çalışma barışını, yaşamdaki güzellikleri, insanın bütün sosyal sorunlarına çözüm getiren tek anlayıştır. Merkez sağın çökmesiyle, sosyal demokrat partiler bir koalisyona dönüştü. Merkez sağından sosyalist sola kadar bütün yelpazeyi içine alacağız.
"SEVR’İN DEVAMINI GETİREN ANLAYIŞA ‘BARIŞ’ DENMEZ”
Aletler farklı olabilir söylediğiniz şarkı tek olacak. Partimizden beklentimiz bu. Cumhuriyeti savunmayı, lider yapıyı korumayı, barışı özellikle Kürt sorununu kökünden kazımayı zenginlikle sağlayabiliriz. Yoksullukta, adalet-eşitlik ve barış sağlanamaz. Çözümün yolu, eşitliği, adaleti, refahı beraber paylaşmak. O coğrafyada bir oyunun parçası olarak, Saddam’ın Irak’a Kuveyt’e girdiği günün hesabı senaryosu tekrardan yazılıyor gibi. Büyük Ortadoğu Projesi taslaklık olmuş Sevr anlaşmasının devamını isteyen bir anlayışa ‘barış’ diyemeyiz.
"AMERİKA’NIN NÜFUSLAŞMASI OLDU MU SANA; BARIŞ”
Türkiye’nin 1 yılda ürettiği Gayrisafi Milli Hâsıla’yı bu kadar sene teröre vermiş, canı yanmış, ekonomik fakirleşmeye yol açmış, dış baskılara boyun eğmiş, o bölgede gözden çıkarılacak patriotlarla Amerika’nın artık geri gitmeyeceği şekilde nüfusunu yerleştirmesinin adıdır bu ‘barış’ denen konu. Bugün bu hareketle çözüleceğine ben inanmıyorum. Ki barışı gönülden istiyoruz.
"DİN TİCARETİ YAPANLARA KARŞIYIZ, DİNE DEĞİL”
30 yıldır bu memlekette Ilımlı İslam rolü oynatarak, deli gömleği giydirilmek istenen ülkemizde artık caminin dolup taştığı sokaklarda, evlerde tarikat veya başka anlayışların binlerce insanın kafasını gündemden koparıp bunların ‘arka bahçesi’ haline getirme uğraşlarına karşı uyanık olmalıyız. %98’i Müslüman olan bir memlekette önce ‘din’i merkeze koyacağız. O hepimizin olacak. Onların elinden alacağız bu kozu. Onların oyuncağı olmaktan da çıkaracağız. Biz dindarlara karşı değiliz ‘dinci’lere karşıyız. Din ticareti yapanların elinden bunları alacağız. Kutlu Doğum Haftası da, 23 Nisan da, 30 Ağustos da bizim. Hiçbirinden kaçınmayacağız hepsini biz yapacağız.
"BİZE İKTİDAR OLMAK İÇİN %45-50’LER LAZIM”
Bu sorununun altından CHP çıkar. 15 bin seccade dağıttım, 15 bin daha dağıtacağım. Vatandaşım namazını yağmur, taş üstünde kılmayacak. Onun oyunu alamayabilirim ama gönlünü alırım. Ötekileştirmenin ötesinde bir diyalog kurarım. Kırmızı 6 oku kalbimizin en derinine gömeceğiz ama içine kapatılmış kesimin yanına onun dilini konuşarak gideceğiz. Bizi anlamasını sağlayacağız. Onun dinine karşı olmadığımızı söyleyeceğiz. O seccadeyi dağıtırken, camileri 6 ayda bir dezenfekte ettirirken ‘CHP’de böyle biri var mı?’ dediler. Ben ‘CHP’de böyle çok insanlar var’ dedim. Bu ancak %98’i Müslüman bir ülkede laik cumhuriyetin bütün değerleriyle, özgüvenle yapılır. Bize iktidar olmak için 26’lar yetmez , % 45-50’ler lazım. 50’leri biz; sokakları düzenleyerek, camileri temizleyerek, cem evini yaparak, gerekirse burkaların içine girmiş kadınlarımıza Silivri’de olduğu gibi Mahalle Ev’leri açarak buluruz.
"SİLİVRİ’DE BİR KENT DEĞİŞİM PROJESİ SÜRDÜRÜYORUZ”
Fakirlikten beslenen, ötekileştiren, bir avuç pirinç, makarna, kömürle karnını doyurup, kafasını boşaltan anlayışa karşı Gıda Bankası’yla duracağız; Sağ elin verdiğini sol elin görmediği bir anlayışla. 7000’e yakın çocuğumuza iş bulduk 7 bin daha bulacağız. Bir Kent Değişim Projesi bu. Yayalaşma, kent çekim merkezi oluşturma, yaz-kış nüfus farkı yaratmak için bu kentte kan kaybeden esnafımız için kapalı, kiralık bir tane dükkân bırakmayana kadar bu değişim devam edecek. Bir tiyatro salonuna muhtaç bırakılan anlayışa karşı tarihi değerleri, din ve kültür turizmini burada ayağa kaldıracağız.
"KENDİ ÖZ BÜTÇESİNDEN %40 YATIRIMA AYIRAN BİR İKTİDARIZ”
Silivri’mizin dinamiklerini ve gerçeklerini hayata geçirmek için kıt kanaatle, bütün gün tepemize basarak, haftada iki müfettiş göndererek, büyük baskılar altında bir kuruş devlet yardımı almadan kendi öz bütçesini ilk defa %40 yatırıma ayıran bir iktidar olarak bunu yapacağız. Kendimize güvenmek zorundayız. İç eleştirilerimizi yaparken, neyi eleştirdiğimizi de bileceğiz. 8 belediyeyi, 900 kilometrekare alanı, 35 mahallesini neredeyse büyük bir vilayeti 3 ilçe çıkacak alanı, 50 kilometre ötede mahallesi olan bir ilçeyi yöneteceğiz hep beraber. Herkesin bu kentin geleceğinde, umutlarından, zenginliklerinden ortak pay almasını sağlayacağız. Belediyenin görevi ‘zenginlik’ yaratmaktır.
"ONLARIN EZBERLERİNİ BOZACAĞIZ”
Camiye, cemevine gerekirse tarikatlara giderek ‘onlara’ dokunarak yapacağız. Oyunu almak için uzun zaman ihtiyaç var. Çünkü 35 senedir onları bu kıskaç içine almışlar. 3 ayda 3 senede bunu beklemeyin. Zaman alacak, emek göstereceğiz ama onları cumhuriyetin aydınlık değerleriyle buluşturmak için hiçbir zaman geri adım da atmayacağız. Onların ezberlerini bozacağız. Din onların ‘malı’ da değil ‘arka bahçesi’ de değil.
"BİZ CHP’SİYİZ, BÜYÜK BİR AİLEYİZ”
Milliyetçiliği bırakmayacağız. Millet, devlet için canını vermiş şehitlerin de temsilcisiyiz biz. Dini de milliyetçiliği de biz sahipleneceğiz. Ama bir şeyi bırakamayız, çünkü onların ilgilenmedikleri bir şey; eşitlik, adalet, insan sevgisi. Aydınlık, şeffaf, dürüst, onurlu, namusunla yönetme anlayışı sadece bizim. Biz CHP’siyiz, büyük bir aileyiz. Tartışarak bulacağız doğruları. Her söyleneni kabul etme, biat kültürü bizim partimizde yok. Ama inançla, dirençle, aydınlık bir Silivri’yi kurma konusundaki gayretleri boşa çıkarmayacak, sizin yüzünüzü yere eğdirmeyecek bir yönetim anlayışı var. Bunu sonuna kadar koruyacağız, kimsenin şüphesi olmasın. İmama kızıp cami terk etmek yok. Kentin geleceğini sevmemezlik yapmaya kimsenin hakkı yok. Günde 10 saatimi sokakta geçiriyorum. Girmedik bir tane kapı bırakmadan çalışmalara devam edeceğiz. Ne olursa olsun Silivri’yi geleceğe taşıma umut ve hayalleri orada hep kalacak.”
ÖZGÜNDÜZ: APO’YLA GÖRÜŞMELERİN İÇERİĞİNİ BİLMİYORUZ
Belediye Başkanı Özcan Işıklar’ın akabinde kürsüye gelen CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, partililerine birlik mesajı vererek, iktidarın terör örgütü PKK ile yaptığı görüşmeleri eleştirdi. Gündeminde akil insanlar ve PKK olan Özgündüz şunları kaydetti: "Ülkemizin birinci gündem maddesi İmralı ile sürdürülen barış müzakereleri. Aslında bu müzarekere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Abdullah Öcalan tarafından yürütülen bir müzakere. İçeriğini Başbakan, Beşir Atalay, kendisinin siyasi danışmanı Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, MİT Müsteşarı, Apo ve bir kısım BDP içinden görüşmelere katılan milletvekilleri biliyor. Biz ‘ana muhalefet partisi’ olarak görüşmelerin içeriğini bilmiyoruz. Bizi bırakın AKP içindeki milletvekilleri bilmiyor. İnanın bakanları bile bilmiyor. Bire bir konuşmalarımızda AKP milletvekilleri de rahatsız, ne oluyor, ülke nereye gidiyor. Bu, gece vakti farı yanmayan bir arabayla yola çıkmaya benziyor. Bu şekilde karanlık bir gidiş.
"BARIŞI BOZAN PKK’DIR”
Biz elbette ki barışı istiyoruz. Ama neyi vererek barış? Silivri’nin bir köyünde vatandaşın biri silahı alıp dağa çıksa ne yapacak devlet buna? Uzun namlulu bir silah taşımak bugün 5 yıl hapis cezası gerektiren bir suç. Gereğini yapmak zorunda. Toplumsal barışı bozan Türkiye Cumhuriyeti değil, terör örgütüdür. Emperyalistlere uşaklık eden bir terör örgütüdür. Geçmişte elbette hatalar yapıldı, ama herkese karşı yapıldı. Bireysel hak ve özgürlük isteme babında herkesin meşru hakkıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin altına imza atmış bir ülke olarak o sözleşmede tanınan tüm hakları tüm yurttaşlara tanımalıdır ama bireysel hak olarak tanımalıdır. Kimseye Türk, Kürt, Boşnak, Alevi, Sünni diye bakmadan insanlara hak ve özgürlük tanımalıdır. Bunun mücadelesi ne olur? Demokratik hak arama mücadelesi. Sonuna kadar destekleriz. Kimin ne hakkı verilmemişse, miting yapsın, biz de CHP olarak 70’ten beri yaptığımız gibi bu ülkede özgürlüklerin, demokrasinin önündeki engelleri aşan bir parti olarak biz de onların önünde yürüyeceğiz. Sonuna kadar arkalarındayız.
"KOLEKTİF HAK OLMAZ”
Şuandaki mesele ‘bana özgü hak ver’. Kolektif hak olmaz. Bu ulus devletin parçalanmasıdır. Çünkü egemenlik hakkını kullanmasıyla ilgili bir şeydir. Anayasamız ne diyor ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ Milletin adı ne? Türk milleti şu anda. Bu belli bir etnik yapıyı ifade etmiyor. Türk ırkını ifade etmiyor. ‘Bu Cumhuriyeti kuran herkestir’ Atatürk de öyle diyor. Yani bizim ulusçuluğumuz, bizim devletimizin anlayışı etnik yapıya dayalı değil.
"KALICI, HERKESLE, SONUNA KADAR BARIŞ”
Dolayısıyla şimdi siz milletin adını çıkardığınız anda, ilkel topluluklar çıkar. Dolayısıyla egemenlik hakkını ister. Siz millet kavramının adını koymazsanız ‘egemenlik hakkını kullanacak olan kim?’ dolayısıyla bu ülkeyi lime lime edersiniz. Barış bu mudur? İçine tüküreyim böyle barışın. Benim milli birliğimiz bozacaksa, çatışmalara neden olacaksa bu barış değildir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyoruz ki ‘barış, sonuna kadar barış.’ Ama kalıcı bir barış, herkesle barış. Sen bugün Kürt’le müzakere ederken başkalarını bırakırsan, yarın Türkiye’nin üniter yapısının içini boşaltarak bir anayasal düzen kurmak istiyorsan, bu barış getirmez, başka çatışmalar doğurur. Umarım bu iş herkesin hayrına sonuçlanır.
"MÜZAKERELER BİR SUÇTUR”
Şuanda Ak Parti’nin PKK ile yürüttüğü müzakereler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasal nizamını değiştirmeye yönelik bir suçtur. BDP’li Gülten Kışanak söyledi: ‘Yarın bir gün bir savcı çıkar, bunun hesabını sorar, bunu yasal bir zemine oturtun.’ Biliyor çünkü. Şuanda yapılan görüşmeler aynen suç ve Cumhuriyet Savcılarının bunun için soruşturma açmaları gerekiyor. Niye açmıyorlar? Açamazlar, yargının durumu malum. AKP’nin barış falan dediği olay tamamen kandırma, halkı yanıltma. Bunu haklı çıkarmak için oluşturdukları akil adamlar meselesi var. Geldiklerinde sorun onlara ‘Apo’yla müzakerelerin sonucu nedir?’ diye. Diyecekler ki ‘bilmiyoruz’.
"TEK VE GÜR SES ÇIKARACAĞIZ”
Üniter yapının bozulmaması için mücadele etmeliyiz. Kendi içimizde problemlerimiz olabilir. Belediye başkanımızla, milletvekillerinizle, ilçenizle ilgili sorunlarınız olabilir ama şuandaki zaman bir birinizle uğraşma zamanı değildir. Bir olacağız, tek ve gür ses çıkaracağız. Kendi problemlerimizi parti içinde konuşacağız. Eleştiriler yapıcı olursa bizi yanlıştan alı koyarsa faydalıdır. Aile içinde sorunlarımızı çözelim, dışarıya karşı birlik ve beraberliğimizi koruyalım.”
Haber:
Hazal BAŞARAN / Esra TATAR